tuguna

Just another WordPress.com site

Yazar Arşivi

>OPI Barefoot in Barcelona Nail Polish (Espana Collection)

with 13 comments

>

/
flashli cekim
flashsiz cekim

Yine bir Opi-Espana koleksiyonu ojesine daha yer vereyim. Bunu acikcasi ilk olarak adina bayildigim icin aldim. Insani tatil moduna sokuyor. Deniz-kum-ciplak ayak- bu oje-Barcelona filan. Oyy! Elime gectikten sonra rengini de cok sevdim cunku hem yaz kis kullanilacak bir renk hem de benim boyle nude bir ojem yoktu. Ojenin rengi gordugunuz gibi ten rengi fakat cok da nude degil.(muhtesem tanim yaparim) Surunce yeterince renk veriyor, tirnakla ayni renk durmuyor, cok da bagirmiyor. Benim bir nude ojeden tum beklentimi karsiladi. Ayrica surda yazdigim brave new bronze rujla nerdeyse ayni renk, ikisini bir arada kullanmayi cok seviyorum.

Written by tuguna

Aralık 8, 2009 at 2:20 pm

NOTD, tirnak kategorisinde yayınlandı

>District 9

with 3 comments

>

Yagmurlu bir pazar gununden herkese selamlar. Radyo programi acilisi gibi oldu farkindayim. Bugun aslinda bebegimizi evimize cok yakin olan hayvan ciftiligine ve parka goturecektik ama hava o kadar berbat ki…Evde muffin yiyip, pineklemek daha cok isimize geldi. Pineklerken bir taraftan da sizlerle benim icin bu yilin en iyi filmlerinden birini paylasmak istedim.

Film Neill Blomkamp tarafindan yonetilmis ve bilim kurgu, aksiyon, drama olarak imdbde etiketlenmis. Film uzerine soyleyebilecegim cok sey var, izledikten sonra birkac gun evde surekli bu filmden bahsettik. Hani klasik olmus filmler vardir ve siz yillar sonra o filmi izlersiniz ya, bu filmi izlerken de filmin klasik olacagini ve yillar sonra insanlarin izlemeye devam edecegini dusundum. Film imdb’de gelmis gecmis en iyi 92. film secilmis. Gercekten bu kadar yeni bir film icin inanilmaz bir basari.

Film acikcasi biraz zor, izlemesi de, anlamasi da, yorumlamasi da…Ukalalik olarak algilamayacaginizi umarak soylemek isterim ki bu filmi gercekten anlayabilmek icin belli bir sinemasal kultur seviyesinin uzerinde olmak lazim. Yani ozetle sinema deyince sadece popcorn filmler aklina gelen biri eminim benim bu film icin hissettiklerimi hissetmeyecektir.

Film belgeselmis gibi yer yer el kamerasiyla cekilmis, bu da zaman zaman sallantidan dolayi izlemeyi zorlastiriyor. Yalniz filmin konusu itibariyle boyle olmasi gerektigini anliyorsunuz. Filmin basinda acikcasi cok bir sey bulamayacaginizi dusunuyorsunuz ama belli bir yerden sonra gozunuzu bile kirpamiyorsunuz. Filmi ozetlersem; bir uzay gemisi ariza nedeniyle Guney Afrika’nin Johannesburg kentine inis yapiyor. Icinde yolculuk eden uzaylilar da District 9 adi verilen bolgede yillarca multeci hayati suruyor. Halk tarafindan asagilanma, hakarete magruz kalma gibi psikolojik tacizlere magruz kalarak yasiyorlar. Ta ki kaypak, iki yuzlu, ortalama bir devlet memurunun uzaylilara ait bir siviya magruz kalip onlara benzemeye baslamasiyla isler degisiyor.

Film bize benzemeyene, uzun zamandir kafamiza vura vura yerlestirilen guzellik tanimina uymayana, ozetle bizden olmayana otomatik olarak kotu davranmak uzerine proglamlandigimiz bir dunyada yasadigimizi yuzumuze tokat gibi vuruyor. Farkliysan cezalandirilirsin! Ya kimligini kaybedersin, ya toplama kamplarina tikilirsin, ya vurulursun..Filmdeki multeci kampindaki uzaylilar yerine dunyada ezilmis, otelenmis herhangi bir toplumu koyun ne farki var? Nazi Almanyasindaki Yahudileri, filmin yonetmeninin de memleketi olan Guney Afrika’daki Hollanda somurgeciligini, Turkiye’deki pek cok etnik azinligi… Filmde hayatta yikilmasi en zor sey olan “onyargi” yikiliyor. Filmi izlemeye baslarken izleyeni tiksindiren uzaylilar, filmin sonunda sirin bile gorunebiliyor. Yavas yavas uzayliya donusen devlet memuruyla birlikte, izleyici de otekiledigi gruptan olmanin nasil bir sey olduguna dair empati kurabiliyor.

Hicbir anlamda havada kalmamis, hicbir bosluk birakmamis ve hicbir kliseye yer vermemis bu filmi yapanara burdan hurmetlerimi sunuyor, yanaklarindan opuyorum:) Film zaten basinda hicbir sekilde klise bir sunum yapmayacagini su cumleyle belli etmistir: “Asil sasirtici olan geminin Washington, Manhattan yada Chicago yerine Johannesburg sehrinin merkezine konuslanmis olmasi”…Sanirim bu cumleyle her haltin Newyork’ta gectigi uyduruk Holllywood filmerini yapanlar biraz utanmislardir.

Ozetle ben cok tavsiye ederim, tartismaya bile gerek duymayacak derecede begendim, sizin begeneceginizin tabi ki garantisi yok ama denemeye deger.

Written by tuguna

Aralık 6, 2009 at 2:54 pm

sinema kategorisinde yayınlandı

>Umud Ali On Uc Aylik

with 9 comments

>

Umudcuk hizla buyumeye devam ediyor. Boyu uzadi, kocaman oldu. Artik masa ustleri, cekmeceler, raflar gibi her yere yetisiyor. Her yeri karistiriyor, nereye ne konuluyor biliyor. Mesela cani bir seyler yemek isterse gidip mutfakta biskuvi, kurabiye vs gibi yiyeceklerin bulundugu dolaba gidip inceliyor, karistiriyor, sevdigi bir sey bulursa alip yiyor. Kurtardi arik kendini pasa, bize minneti yok:) Birkac aydir duraklama doneminde olan disleri tekrar cikmaya karar erdiler. Bu ay iki dis daha cikardi, simdi toplam sekiz disi var. Hicbir yere tutunmadan ayakta durabiliyor, birisi elinden tutarsa yuruyor ama kendi kendine henuz yurumuyor, aslinda bence yuruyebilecek durumda ama cani istemiyor. Hata bence daha dogrusu ihtiyac duymuyor. Nasilsa gunun nerdeyse tamamini annesinin kucaginda geciriyor, ne gerek var yurumeye. Annesi tuvalete filan gitmek zorunda kalirsa da tuvaletin kapisini yumruklamaya gelmek icin de bizahmet emekliyor.

Evet cok dertliyim bloggerlar. Umudcuk annem hep beni sevsin, hic kucagindan indirmesin donemine girdi. Bu donemde cocuklarin en buyuk korkusu annelerinden ayrilmak ve bu korkuyla bas etmek icin de boyle kuduruk birkac ay geciriyorlar. Donemdir gecer deyip idare ediyoruz. Sanirim tam da bu yuzden anne sutune daha duskun oldu. Benim bu aya kadar emzirmekle bir sorunum yoktu. Ama bu ay Umud onu birakmayayim diye emzirmeyi kullanmaya basladi. Yanindan gitmemem icin gogsume yapisik yasiyor. Aslinda artik ufak ufak anne sutu vermeyi birakmak istiyorum, benim icin cok yorucu olmaya basladi. Nasil yapacagim hic bilmiyorum, henuz bir deneme yapmadim. Etrafimdaki bebegine anne sutu vermis ve sutten kesmis annelere soruyorum; ortak cevaplari hep bebegin emmekten kendisi vazgectigi. Tabi onlarin bebekleri 7-8 aylikken birakmis, ben o kadar erken kesmek istemezdim ama su ara Umud kendisi biraksa ne iyi olur:)

Bunlarin disinda bu ayin buyuk olayi benim kucuk sevgilim kendi kendine yemek yemeyi ogrendi. Aslinda kendisi yemek istedigine dair birkac aydir sinyaller vardi da ben hep daha kucuk, ortalik mahvolur diye erteliyordum. Evet ilk birkac gun ortaliga yemekler sacildi ama su an yavas yavas catalini koftelere, makarnalara batirip, yemegini yiyor. Saka maka buyuyor kusum.

Ayrica pasamiz telefonla gorusme yapmayi ogrendi, hergun ik uc posta anneannesiyle konusuyor. Biz annemle konusurken telefonu elimden almak icin kendini paraliyor. Pes edip veriyorum, “acaaaiii ditttiiii gabadigi mamma” filan diye bidi bidi anneme bir seyler anlatiyor, ne diyor hicbir fikrim yok:) Annem de “Yaa oyle mi mamma mi yedin, cis yaptin mi, arabalarinla oynadin mi bugun” filan gibi sorular soruyor, guzel guzel sohbet ediyorlar:) Konusmalari bitince Umud telefonu bana uzatip oyun oynamaya gidiyor:)

Bir sure once babasi onu ilk kez berbere goturdu, saclari cok uzamisti. Gerci ben Turkiye’de yazin onlerinden azicik kestirmistim ama o sayilmaz. Berberi birbirine katmis, adamcagiz ne yaptiysa sacini kesememis, sonunda birazcik kisaltabilmis. Yeniden goturmek istiyoruz ama korkuyoruz:)

Bir de espriden anlamaya falan basladi, kendince komiklik yapiyor. Mesela bazen yapmamasi gereken bir sey yaptiginda ona kizarsak, karsiliginda suratini kendince korkunc buldugu -aslinda cok seker- bir sekle sokuyor. Biz de” Ayy cok korktum, hiii!!” filan diye korkmus numarasi yapiyoruz, nasil guluyor:) Kuzum benim.

Written by tuguna

Aralık 3, 2009 at 9:40 pm

bebegimiz kategorisinde yayınlandı

>MAC Magic, Mirth and Mischief

with 6 comments

>

MAC’in yilbasi icin cikardigi koleksiyonlari incelediniz mi? Bilenler bilir, bilmeyenler icin bir adet su an bahsedecegim colour collection var, bir adet minik pigmetler, lipglosslar vs.’lerden olusmus setler var, dandik firca setleri var, altili far paletleri var ve son olarak gecmis koleksiyonlarda cikmis msf’ler ve mineral allik ve farlarla yapilmis setler var. Ben minik pigment, gloss olayini hic sevmiyorum. Oyuncak gibi geliyor bana, ki zaten glosslarin pek cogu bende full size olarak mevcut. Dolayisiyla onlari eledim. Digerlerine gelirsek bir seye benzemeyen firca setletine de o kadar para asla vermem, o paraya iki tane normal boy omurluk firca alirim daha iyi. Far paletlerini hic almadim, ara ara hosuma gitse de gereksiz buluyorum. Aslinda mineral setlere bayildim, hazir elimde eski msfler yokken, almak super olurdu ama burdaki magazalarda bitmis, ebaye baktim 90 dolardan satiliyor. Yuh dedim kapattim. Kismet degilmis:) Yani beni ihya eden sadece colour collection kismi oldu yilbasi koleksiyonlarinin.
Cogu kisinin pek umrunda olmasa da bu koleksiyonda bence cok hos parcalar var. Tamam kabul ediyorum mineral ikili farlar berbat, bir tarafi kocaman glitter, bir tarafi far. Oyle yapacaklarina adam gibi iki renkli yapsalar alirdim.Onun disinda iki oje var ikisi de gune gitmis anneanne rengi ki hic begenmedim. MACle oje konusunda bir barisamadik:P Iki adet goz kalemi var; biri Black Russian gibi siyah ve isiltili, digeri mavi isilitili. Ikisiyle de ilgilenmedim. Uc tane dazzleglass var ki gordugunuz gibi aylardir suren gloss orucumu bozup ucunu de aldim, tekrar gloss orucuna girdim bile. Uc tane cremesheenglass var ki ben kendilerinden pek hoslanmiyorum. Cok az renk veriyorlar, dudak cizgilerine doluyorlar, fazla surersen dudak kenarlarindan akiyorlar. Dolayisiyla onlari da eledim. Allik surmeyi cok seven bir insan olarak cikan iki alligi da aldim. Uc tane sinirli uretim ruj vardi. Ikisi lustre digeri glaze. Glaze rujlarla pek aram iyi degil, lustre olanlarin birini aldim, digerini sevmedim. Cok konusmadan sectiklerime bakarsak…
Superdupernatural – Mid-tone coral (Frost): Evet tam olarak tanimi dogru. Cok ilginc ve bulunmaz bir renk olmasa da benim cok sevdigim bir allik oldu bu. Ne cok soft ne cok bagiran bir rengi var, herkese yakisir. Benim gibi allik surerken elinin ayari olmayanlari palyacoya dondurme ihtimali oldukca az, ben cok sevdim.
Conjure Up – Dirty, mid-tone plum (Frost):Bu tonlar biraz riskli, herkese yakismaz, ozellikle warm alt tonlu ciltler kullanirken dikkat etmeli ben de dahil ama ben yine de severek aldim. Cok az surersem yakisiyor, abartirsam ki abartmaya cok musaitim cok renkli duruyor.
Surprise Me – Mid-tone peach (Lustre): Bu ruju o kadar sevdim ki anlatamam. Aldigimdan beri surekli superdupernatural allikla ikisini kullaniyorum. Bir sure sonra lotd kosesinde yer verecegim.
Dazzleglasslara gelirsek;
Phiff! – Sheer yellow peach: Benim favorim. Kullanmasi kolay, abartisiz, gunluk kullanima cok uygun.
Jingle Jangle – Yellow pink with sapphire:Bulunmaz hint kumasi degil ama icinde morumsu isiltilarla yeterince guzel ve degisik.
She-Zam-Sheer silver with silver and red pearl:Her yerde muadilini bulabileceginiz turden bir gloss degil. Oldukca ilginc.
Yine bunlari da tek tek dudakta gostericem. Peki siz neler begendiniz ya da aldiniz?

Written by tuguna

Kasım 25, 2009 at 2:46 pm

allik, gloss, lipstick, mac kategorisinde yayınlandı

>Sali Sayiklamalari

with 5 comments

>-Eksik bir sey mi var hayatimda? Gozlerim neden sik sik daliyor?

-Bu ara bloga bir sey yazasim hic yoktu. Son derece keyifsizim, nedenlerini biliyorum ama degistiremiyorum. Ilimli depresyon modunda tek tuk konusarak, pijamalarimla yasiyorum. Disari cikalim yada bugun sana ugrayacagim diyen yakinlarimi kibarca geri ceviriyorum. Insanin bazen yalniz kalmaya ihtiyaci oluyor. Hele ki benim gibi cok fazla arkadas canlisi degilseniz.

-Hayatimda ilk kez “Gurbet’te” yasadigimi fark ettim bu ara. Yabanciysan yabancisin, degistirmek mumkun degil. Ben pek oyle vatan-millet-sakarya insani degilimdir, memleket hasreti filan cekmem, nerde yasayip mutlu oluyorsan orasi memleketindir iste diye dusunurum. Ama yine de bu ara Turkiye’ye gitmek istiyorum. Cunku annemi ozledim. Kardesimi, kuzenimi, babannemi de. Sunu dinliyorum cuk oturdu:)

-Birkac hafta once sevecegim yeni bir dizi arayisina girdim. Dexter’i ve How I Met Your Mother’i seyretmemistim ben, onlardan birini seceyim dedim. Dexter su anki ruh halime pek munasip dusmeyecekti crime filan temali konusuyla. HIMYM gulduruk olmasi sebebiyle tercih sebebim oldu. Bes sezonu indirip izledim, bayildim, cok eglendim. Artik ben de insan gibi haftalik takip edecegim, mutluyum.

-Barney Stinson icin soyleyebilecegim tek sey var; AWESOME! Yalniz Barney’i canlandiran aktorun gay oldugunu ogrendim ve sok oldum. Buyuk hayal kirikligi yasadim, artik ne gibi bir hayalim vardiysa:P Homofobik filan degilim, hatta severim escinselleri ama o dizide bir gay olacaksa o Marshall yada Ted olmaliydi, Barney degil! Tabi bu durumda oyuncu iki kat basarili, o kadar capkin bir hetero karakteri canlandirdigi icin.

-Yine bu ara pek cok zaman oldugu gibi cogunlukla deneyecek yeni yemekler dusunerek yasiyorum. Ben bu oburlugumu ne yapacagim hic bilmiyorum. Gecen hafta Fas usulu Kuskus, yaninda Lubnanli Falafel denedim, cok cok guzeldi, tekrarlayacagim en kisa surede. Baska bir gun kabakli, domates ve pesto soslu fusilli yaptim. Yanina da meyvemsi, keskin bir sarap sectim, harika oldu. Ferzan Ozpetek filmlerinden firlamis gibi bagira cagira konusa konusa yedik. Son olarak favorimi soyluyorum; Krema soslu, somon balikli, brokoli ve havuclu, feslegenli tagliatelli. Yapmasi yazmasindan daha kolaydi emin olun. Bunu yeniden yapmayi kesinlikle dusunuyorum, hatta belki haftasonu. Bir de biber dolmasi aseriyorum, Turk marketine gidip dolmalik biber almak lazim.

-Tom Robbins’in Agackakakan’ini okuyorum bu ara. Muhtesem tespitlerle dolu, cok zekice yazilmis bir kitap ama biraz yavas ilerliyorum, okumasi zor bir kitap, biraz oyaliyor, agir ilerliyor. Epey film izledim yine ama onlar baska bir yazida yer alacak.

-Bu aralar beni sakinlestiren Ezginin Gunlugu’ne, Bulent Ortacgil’e, Erkan Ogur’a en derin saygi ve selamlarimla bu yazimi da burda bitiryorum.

Written by tuguna

Kasım 24, 2009 at 10:25 am

dizi, kisisel, kitap, muzik, ordan burdan, yiyecek kategorisinde yayınlandı

>MAC Nice Kitty Liglass

with 13 comments

>

Nice Kitty Sheer neon pink with blue pearl
Lotd kosesi yaptim ama nerdeyse iki haftadir dudaklarima lipbalm disinda bir sey surmuyorum. Soguktan epey kurudular ve ne surersem sureyim berbat duruyordu. Dun biraz iyilesme sezince cekmecemden kaptim bir gloss surdum. Surmusken fotorafini cekmeyi de ihmal etmedim. Bunu aldigim zaman surda yazmistim hatirliyorsaniz, sonra dudagimda gosteririm demisim ama malesef olmamis. Neyse er ya da gec sozumu tutuyorum. Gordugunuz gibi glossun cok bulunmaz hint kumasi bir tarafi yok ama yine de oldukca guzel. Kabinca cok neon dursa da taniminda da soylendigi gibi oldukca seffaf bir renk bu. Bu yuzden herkese yakisir. Icindeki mavi isiltilar da dudaklari asiri dolgun gosteriyor benden soylemesi, ince dudaklilarin aklinda bulunsun.

Peki bunu nasil satin alabilirsiniz? Ebay’de bulabileceginizi dusunuyorum, magazalara bosuna sorarark vakit harcamayin derim, coktan yagmalanmistir.

Written by tuguna

Kasım 12, 2009 at 1:25 pm

gloss, LOTD, mac kategorisinde yayınlandı

>Haftasonu: Almanya (Essen – Marl)

with 23 comments

>

Yarinki dogumgunum nedeniyle sevgilim supriz bir haftasonu kacamagi planlamis.  Ucumuze de iyi gelecek turden bir sey. Daha once gorme firsatimin olmadigi Almanya’daki Essen ve Marl sehirlerini gorme firsatim oldu. Bir suredir uzerimizde bulunan yorgunlugu atmamizi, eglenmemizi sagladi bu gezi. Benim dusunceli esim her seyi benim hosuma gidecek sekilde dusunup ayarlamis. Kaldigimiz otel dogal bir orman parkinda, arkasinda minik bir goleti bulunan, son derece temiz ve hos bir oteldi. Ayrica benim bayildigim masaj, sauna, kopuk banyosu sudur budur gibi dinlencelikler de mevcuttu. Otelin mutfagi da superdi, Alman yemeklerini sever miyim emin degildim ama ozellikle kahvalti muhtesemdi diyebilirim. Cesit secit peynirler, salamlar, kekler, zeytinler, eklmekler…Benim gibi bir obur icin superdi. Fransa’ya gitmis olsak bir kahve bir kruvasanla ac kalirdim muhtemelen:P

Sevgilimin bu sehirleri secmesinin soyle de bir nedeni varmis; Avrupa’nin en buyuk alisveris merkezi kaldigimiz otele on dakikaydi. Cumartesi otele yerlestikten sonra kalktik kesfe ciktik. Gecekten devasa bir alisveris merkeziydi. Yani sadece orayi gezmek bile koca bir haftasonunu alabilirdi. Biz ustunkoru baktigimiz halde iki saat ayirmis olduk. Sonra gurulduyan midelerimizi de dusunmek icin bir yer aramaya koyulduk. Civarda sevdigimiz mutfaklar olan cin, japon, hint vs vs lokantalari olsa da Almanya’ya gidip de bir Turk restauranti bulmadan donemezdik degil mi? Hosumuza giden bir tanesinde en az Turkiye’deki kadar guzel yemeklerle karnimizi doyurduktan sonra bira daha turlayip otelimize donduk. Bu arada soylemem gerekir ki gercekten ama gercekten Almanya’nin yarisi Turk’mus! Biliyordum ama bu kadar oldugunu bilmiyordum.

Aksam otele donunce bebegimizi uyuttuk ve basta bahsettigim dinlenmecelerden faydalandik, cok guzeldi. Pazar gunu civardaki en buyuk sehir olan Essen’e rotamizi cevirdik. Essen oldukca gelismis bir sanayi kenti. 2010’da Istanbul’la beraber kultur baskenti secilmis. Sehir oldukca buyuk ve modern. Sehrin girisinde devasa otomobil fabrikalari var. Zaten  Almanya’nin dunya otomotiv piyasasindaki yeri malum. Buna uygun olarak da henuz araba programlari ve dergilerde gordugumuz uzay mekigi gibi araclari sokaklarda gormemiz epey hostu:) Bir de dip not olarak soylemeliyim ki Almanya’da otobanlarda hiz siniri yok!! Aynadan henuz minicik bir nokta gibi gorunen araclar, bir anda sizi gecip gorunmez oluyorlar. Ez yavas giden 250 ile filan gidiyordu.

Donelim Essen’e. Kesinlikle alisveris sevenleri ihya edecek bir sehir. Akliniza gelebilecek her turlu magaza ve marka mevcut. Ayrica merkezdeki hos cafeleri de gorulmeye deger. Yalniz Almanya’yla ilgili soyle bir durum var; iki tane dunya savasi gormus tek ulke oldugu icin tarihi dokusu cok fazla yok. Her yer savasta yikildigi icin binalarin hepsi cok yeni. Benim gibi sehirlerin tarihi dokusuyla ilgileniyorsaniz sizi de cok fazla tatmin etmeyebilir. Mesela ikinci dunya savasinda Hollanda’da sadece Rotterdam bombalanmis ve Rotterdam pek fazla Hollanda’nin diger sehirlerine benzemez. Cok daha yeni ve cirkindir. Ama mesela Utrecht, Amsterdam 100 yillik evleriyle ruya gibidir.

Sehirde fotograflardan da anlasilacagi gibi Noel hazirliklari baslamisti. Yilin en sevdigim donemi yaklastigi icin cok mutluyum! Firsat oldukca burdaki noel suslemelerini de sizinle paylasmaya calisacagim. Biz bu haftasonu kacamagimizi bitirdikten sonra evimize mutlu, memnun donduk ve firsat buldukca usenmeyip eskisi gibi sehir kesiflerimize devam etmeye soz verdik.


Biraz da fotograflardaki kiyafetlerden soz edelim.
Etegimi bir sure once bandaj etek sevdamla almistim. Gerisi sanirim bildiginiz parcalar.
Etek(Yeni), Canta, Sac Bandi ve Kemer:H&M
Ust ve Ayakkbilar:Topshop
Kolye: Accessorize

Diger fotolarda hemen hemen ayni seyler var, ekleme olarak;
Jean:Mavi
Ceket:H&M
Sal:Amsterdamdaki yerel bir dukkandan.

Fotolar tiklanmaya cok musait:)

Written by tuguna

Kasım 9, 2009 at 12:23 pm

gezi, today's outfit kategorisinde yayınlandı

>Umud Ali Bir Yasinda!

with 27 comments

>

Sevgili oglum,

Sana neler yazabilirim tam olarak bilmiyorum. Insanin bu kadar cok sevdigi birine kelimlerle sevgisini anlatmasi gercekten cok zor. Ben senden once cok zavalli bir seydim. Cok sinirli, cok mutsuz, hep gergin, catacak yer arayan, hayatindaki on insanin onbirine gicik olan… Seni tanidigim bu bir yil suresinde sen buyurken ben de buyudum. Bir insanin ne kadar zor yetistirildigini, ne emeklerle, ne umutlarla, ne fadakarliklarla buyutuldugunu gordum. Simdi beni uzen, kizdiran insanlara bakarken oncelikle onlara annelerinin gozunden bakmaya calisiyorum. Her insanin kendi annesinin kuzusu oldugunu dusununce sinirlenmeye, kizmaya kiyamiyor insan cogu zaman.

Bu bir yilda babanla ben en cok aile olmayi ogrendik. Yapilacak en dogru seyin, her zaman ucumuzu de mutlu eden secenek olmasi gerektigini, evimizde mutluysak gerisinin viz gelecegini, bizi en mutlu eden seyin senin kahkaha atarak bize sarilman oldugunu…Pek cok gece sen uyurken seni uyandirmayaya calisarak sevdik, optuk, basinda durup seni izledik. Sen nerdeyse her zaman cok uyumlu bir bebek oldun, bizi hic uzmedin. Iyi uyudun, iyi yedin, bizi yormadin. Umarim sen de bizden memnunsundur:) Pek tabi ki zor gunlerin de oldu ama gece olunca biz ne cok yoruldugumuzu degil, seni ne cok sevdigimizi dusunerek gune veda ettik hep.

Cocuk sahibi olmanin en guzel yani; birini bu kadar cok sevebildigini kesfetmek. Insan kendi kalbinin genisligi karsisinda hayrete dusuyor. Daha ben bunu bir yil yasamisken, onumuzdeki yillari dusununce midem ters takla atiyor. Daha bunun okula basladigin ilk gunu var, ilk sevgilin var, beraber raki-balik yapip sohbet ettigimiz gunleri var. Seninle yasayacagimiz seyleri dusununce tatilin ilk gunu neler hissederse insan onlari hissediyorum:) Bir heyecan, bir heyecan!

Senin icin bir seyler dileme hakkim olsaydi; cok saglikli, cok sansli, cok uzun bir hayat yasa isterdim. Umarim beraber eglenebildigin, geceyarisi bile kapisini calabilecegin dostlarin olur. Seni havalara ucuracak asklar yasarsin, dunyanin pek cok yerini gorme firsatin olur ve umarim pek cok insan taniyip hepsini diline, dinine, irkina ve milliyetine bakmadan ayni coskuyla seversin. Harika kitaplar okur, gelip bunlari babanla bana anlatirsin. Ister bocekbilimci ol, ister balet, ister manav ol, istersen sanatci…Umarim cok sevecegin, hergun kosarak gidecegin bir isin olur ve onu hakkiyla yaparsin.

Bebegim benim, guzel cocugum, yakisikli oglum ilk dogum gunun kutlu olsun. Nice mutlu yillara. Seni cok seviyorum.

Senin adini koyarken bize ilham veren Ahmed Arif’le bitirmek istedim bu yaziyi.

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne – üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.
Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,

Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun ?

 
Annen.

Written by tuguna

Kasım 3, 2009 at 9:14 pm

bebegimiz kategorisinde yayınlandı

>MAC Love That Look

with 11 comments

>

Ne alaka biliyorum, bu koleksiyon cikali birkac ay oldu, ustune bi dolu koleksiyon cikti ama benim tembelligim ve vakitsizligimden ancak yazmaya firsatim oldu. Aslinda bunlari tee sunlari aldigimda almistim. Artik hepinizin bildigi gibi ben pek goz makyaji yapan bir insan degilim ama ara sira canim istiyor. Bu farlarin da yapisini ok begendigim icin es gecmedim. Yapisi bildiginiz gibi “starflash” ki bu da frost ve veluxe peral karisimi gibi bir sey olmus. Ama enteresan bir sekilde Grand Entrance ve Dreammaker daha cok frost yapidaymis gibi gorunuyor surunce. Koleksiyonda 12 far ve 4 kalem cikti. Ben bunlardan 6 far ve 2 kalem aldim.Aslinda ben pek kalem surmeyi sevmem, eyelineri tercih ederim. Cunku goz kalemini duzgun surmeyi pek beceremiyorum ben:) Yine de almis bulundum. Urunleri incelersek;

Grand Entrance – Frosty neutral peach beige: Mac de demis zati frosty diye, tamam madem. Benim sevdigim acik renklere guzel bir ornek bu. Tum gozkapagima bunu surup, molasses kalemle de gozume cerceve yapmaya bayiliyorum bu ara. Yuze cok aydinlik bir ifade veriyor, yogun goz makyaji yapinca da goz pinari ve kas altina da gayet guzel duruyor aydinlatici olarak.

Dreammaker – Frosty yellow gold: Bu da sevdigim farlardan biri. Yine ben tum goz kapagima uygulayip, uzerine siyah eyeliner suruyorum, cikan sonuca bayiliyorum. Ayni sekilde goz pinari ve kas alti icin cok cok uygun.
Smoke & Diamonds – Frosty dirty taupe:Buna tek kelimeyle ba-yil-dim. Harika bir far bu, cok cok guzel. Hem yapisi hem rengi harika. Hicbir sey surmeyip tek basina goz kapaginiza bunu surseniz bile harika duruyor. Ilk aldigimda epey kullandim. Hafif bir eyeliner ve kas altina mat bir aydinlaticiyla benim cok sevdigim soft smokey look yaratiliyor.
Glamour Check! – Frosty reddish brown:Bordomsu kahve diyebiliriz bunun icin. Oldukca pigmentli bir far bu. Benim cok hosuma gitti, gozun dis kosesinde, crease rengi olarak ya da goz kapagina direkt uygulayinca her sekilde guzel duruyor bence.
Ego – Light yellow pink: Ben aslinda pembe tonlarinda farlari hic sevmem ama bunun sicak bir tonu var ve oldukca acik bir renk. Glamour Check’le birlikte, S&D ile birlikte ve Style Snob’la birlikte kullandim simdiye kadar. Ucunde de guzel uyum sagladi.

Style Snob – Dirty pink brown with gold pearl: S&D’den sonraki favorim bu far oldu. Alirken bu kadar sevecegimi bilmiyordum acikcasi. Hafif plum bir tarafi var ve o tonlardan cok hoslandigim icin ben bu fara bayildim. Aynen S&D gibi tek basina her hangi bir golge molge bir sey yapmadan sadece goz pinari ve kas altini aydinlatmak suretiyle bile cok guzel gorunuyor.

Gelelim pearlglidelinerlara; bunlarin epey fanatigi var ama basta da dedigim gibi benim kalemlerle aram pek iyi degil.Ama yine de bu kalemlerin yumusacik,cok kolay renk veren, guzel kalemler olduklarini soylemeliyim. Bir de bonus iclerinde isiltilar var ki bu onlari siradan goz kalemlerinden ayiriyor. Yalniz gozlleri hassas olanlar bunlari kullanirken goz icine cekmekten kacinmali cunku gozu tahris edebiliyor diye duymustum. Ben goz icine kullaniyorum, bir sorun cikmadi.
Black Russian – Black with navy blue glitter: Mac bebegim with navy blue glitters demissin ama ben surunce glitterlarla hic navy bir goruntu olmuyor. Daha ziyade gri gibi gorunuyorlar. Ama bu haliyle de sevdim, benim cilt tonumdan kaynakli bir abukluk sanirim.
Molasses – Dirty brown with mid-tone brown glitter:Bundan pek umutlu degildim aslinda ama ilginc bir sekilde Black Russiandan cok daha hos durdu benim gozumde. Gozumun ustune eyeliner gibi kullaninca cikan sonuca ozellikle bayiliyorum.
Swatch yapmiyorum, zaten eski bir koleksiyon.Yine de gormek isteyenler su linke bakabilirler. Gercekten harika bir swatch cunku.

Peki sevgili MAC severler,siz bu koleksiyondan neler aldiniz?

Written by tuguna

Kasım 2, 2009 at 1:56 pm

far, goz kalemi, mac kategorisinde yayınlandı

>Striped with Gold Buttons

with 14 comments

>

Bu ara blogumda post yazilma artisi var farkinda misiniz? Sanirim ufak ufak tembelligimden kurtulup, eski enerjime kavusuyorum. Hergun post yayinlayan bloglara bayilsam da benim icin malesef cok mumkun olmuyor. Ama siz gene de kendi bloglarinizi guncel tutun, yazmaya firsat bulamasam da okumaya firsat buluyorum, telefondan filan.
Gelelim fotograflara. Gecen okuldan yorgun argin eve geldim, tam uzerimi degistirip pijamavari bir seyler giyecektim ki sevgilim “Fotograflarini cekmeyecek miyim” dedi. Artik nasil sartlamissa kendini:) Normalde usenen taraf o olur, ben hevesli tarafimdir. Gonullu bulmusken hemen atladim tabi. Uzerimdekiler yine alip giymeye firsat bulamadigim cesitli parcalar. Onlara pek tabi ki oncelik vermek lazim diyerek bayramlik cocuklar gibi yepisyeni giyinmis oldum. Ben cizgili ustleri cok severim, her seyle yakisirlar, kolay kombinlenirler vs. Bunun bir de omuzlarinda altin rengi dugmeler olunca pek severek aldim. Bir de uzun zamandir aradigim duz oxford ayakkabilara da birkac ay once kavusmus oldum, cok mesudum.
Ust ve Ayakkabilar:Topshop (ikisi de yeni)
Canta ,Bilezik ve Etek:H&M(etek yeni)
Corap:Hatirlayamiyorum ama Penti, H&M, Calzedonia uclusunden biridir.
Kolye:Vintage (Cok seviyorum bunu :) )
Yuzumde her zamanki son derece naturel makyajlarimdan biri var. Epey bayik bir insanim ben, yapacak bir sey yok:P Kisaca anlatirsam; tum goz kapagimda MAC Dreammaker far var. Bir de Blacktrack Fluidline ve gecen bahsettigim Rimmel’in rimeli:) Yanaklarimda Revlon likit aydinlatici Peach Twist rengi ve Fun&Games MAC allik var. Dudagimda sadece lipbalm var. Bir de bana makyaj fotosu koy diyorsunuz, bunun nesini fotograflayayim:) Zaten o kadar acik renkler kullaniyorum ki fotografta gorunmuyor bile:) Birgun soyle golgeli molgeli alengirli bir sey yaparsam kesin fotolayacagim ama.
Herkese opucukler.

Written by tuguna

Ekim 29, 2009 at 12:00 pm

alisveris, ayakkabi, today's outfit kategorisinde yayınlandı

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.