tuguna

Just another WordPress.com site

>Elif Safak Kulliyati

with 20 comments

>Elif Safak’la tanismam lise yillarina dayanir, simdiye kadar yayinladigi tum kitaplarini okudum ve hazir yeni bir kitap cikarmisken onunla ilgili bir yazi yazayim dedim. Elif Safak’in politik durusu bana cok cok uzak ve bircok yaptigi seyden, verdigi bircok soylemden hoslanmiyorum. Kendisine bu anlamda zihnimde verdigim sans Metis yayinlarindan Dogan Kitaba gecmesiyle son buldu. Metis bence kaliteli bir yayinevidir, para kaygisi gutmeden, kaliteli yazarlarla calisir, duzgun ceviriler yapar. Dogan Yayin ise Dogan Yayindir, yayinevlerinin bir Hulya Avsar’i bir Seda Sayanidir. Para, reklam hepsi ondandir. Ve malumunuz sanatla para yanyana geldigi zaman ortaya mutlaka kalitesiz bir sey cikar, en azindan sanatsal acidan. En guzel filmler, kitaplar para kaygisi gutmeden yapilmis, sanatcinin icindekileri askla bosaltmasiyla ortaya cikar. Yila damga vurmakla ya da cok satmakla degil. Bu yuzden cilgin bilmem ne, afacan yediler gibi filmler Zeki Demirkubuz filmlerinin yanina yaklasamaz.

Konumuz Elif Safak’ti. Elif Safak’in bence kendisini pazarlamasina ihtiyaci yok, yasina ragmen iyi birikimleri olan bir kadin. Her ne kadar biriktirdikleri hic ilgi alanima girmese de, takdir ediyorum. Bu anlamda kalkip kitap tanitimi icin surekli dergilere roportaj vermesi, tv programlarina katilmasi, kitap icin Kate Mossvari pozlar vermesi bence tek kelimeyle gulunc. Her neyse bu benim fikrim, yaptiklari da onun tercihi hepimiz farkli insanlariz ve bu her seye ragmen guzel bir sey.
Ben bu yazimda yazmis oldugu kitaplari kendimce degerlendirmeye calisacagim.
Pinhan: Bu kitap Elif Safak’in ilk kitabi. Pinhan kelime anlami itibariyle ”Sakli, gizli” demek. Ve bu kelime yazarin muhafazakar kimligiyle oldukca ortusuyor acikcasi. Bu kitap oldukca tasavvufi bir kitaptir. Ben ki tasavvuftan, mistik ogelerden oldukca uzak, son derece materyalist bir insan oldugum halde yazim diline ve kitabin buyuleyici kurgusuna cok cok hayran olmustum. Bazilari Safak’in bu kitapta kullandigi dili oldukca agir ve agdali bulur ama ben sevmistim. Agir yazilmis bir kitaba itirazim yok, zorlanmiyorum okurken. Bu kitabi Elif Safak 26 yasindayken yazmis ve bence son kitabi Ask’in ipuclarini ta o zamandan vermistir. Ama soylemeliyim ki Pinhan Ask’tan cok daha guzel bir kitap. Ya da ben o zamanlar kucuktum ve begenmeye daha musaittim bilemiyorum. Kitap oldukca masalsi, ikibasli Pinhan’in kendini arayis oykusu, kitaptaki sembollerle, yiyeceklerle, ikilemelerle anlatilmis.
Isimler ki büyülüdür/ sade büyülü mü/ isimler hem de büyücüdür/ sanmam ki çıkmış olsun hatırından/ ismini “fasl-ı hazan” koyalım/ söndüğü yerde aradığını bulasın/ lakin fasl-ı hazan demek/ fasl-ı hüzün demek/ söndüğü yerde/ sana kavuşmam gerek/ onun söndüğü yerde/ benim tutuşmam gerek…
Ateş oğlanı sofralarına yaklaştığında Cüce Cafer neşelendi.. Boyundan beklenmeyecek kadar gür bir sesle haykırdı: “Gel hele sakız adalı; yak şu ateşi!” Oysa Pinhan içinden yalvarmaktaydı: “Sakın ola yaklaşma. Yakma bu ateşi!”
Ozellikle su son iki cumleye ne takilmistim bilemezsiniz! Sehrin Aynalari:Bu bence cok luzumsuz bir kitap, basi nerde sonu nerde belli degil, simdi bile kitaba dair cok az sey hatirliyorum. Zaten yazar da bu kitabi anlasilmamak icin yazdigini belirtmis bircok defa. Aman ne gizem ne gizem, cok mistiksin sekerim. Yani bilemiyorum bence bir kitapta eger bu kitaptaki gibi onlarca karakter varsa; kitabin yazarinin da bu her yana sactigi karakterleri bizahmet toparlayabileek meziyeti olmalidir. Yani okuru salak yerine koyup basta bahsettigi birinden kitap boyu bir daha bahsetmezse ben kandirilmis hissederim. Uc tane aforizma siddetinde cumle kurup, iki tane de osmanlica kelime yerlestirerek edebiyatci olunmaz. Iki seneye bir kitap cikarmakla da. Mahrem:Bakin bu iyidir iste. Bircoklari Elif Safak’i bu kitapla tanimistir. Kitabin adinda yazarin yine gizlilik tutkusunu gorebilirsiniz. Kitabin sonuna gelene kadar bircok alakasiz sey okudugunuzu hissedebilirsiniz fakat sonunda guzel bir sekilde, zekice baglanmis tum bunlar. Bu kitap biraz nasil desem sizofrenik, yazarin genel tavri cogunlukla doga ustu her seyi dinle bagdastirmaktir fakat bu kitapta biraz da karakterlerin ic dunyasiyle anlatilmis. Ve yazar egosunu biraz asmis bu kitapta, daha cok okura birakmis ki bu oldukca sasirtici. Cunku bu yazarin egosu oldukca sisik. Bu kitap bence son kitap Ask’tan cok daha derin bir sekilde ask olgusunu isliyor. Askin insanda olusturdugu farkliligi, degisimleri, iki zit karakterin birlikteligini bence cok guzel ve masalsi islemis. Yazarin kendi tanimiyla bu gormeye ve gorulmeye dair bir roman.
Gözbebeği: Insanlarda yuvarlak, hayvanların çoğunda ise dikine elips biçiminde olan gözbebeğinin çapı, irise gelen ışığın miktarına göre değişir. Karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini; aydınlık ve yakınlık küçültür. Yani bu kararsız çember, ışık varsa küçülür, ışık yoksa büyür. Yakına bakarken de küçüldüğüne göre, yakin olan aydınlıktır, aydınlıktadır. Uzağın payına karanlık düşer. Zaten karanlığı kimse yakından görmek istemez…Aşık olunca da büyür gözbebeği;demek ki aşık olunan hep uzaktadır.aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için maşuka gözbebeğim diye hitap edilir.
Bit Palas:Elif Safak bu kitapla bir tarz degisikligine gitmistir ve onceki kitaplarindaki masalsi anlatimini daha ziyade postmodern bir tavira donusturmustur. Tabi her zamanki gibi icinde cogu yazrain kendi uydurmasi osmanlica kelimeler de mevcut. Kitaptaki karakterler harika tasvir edilmis, sanki okuyor degil de izliyormus gibi hepsini canlandirabilir okur gozunde. Sadece kitabin sonu cok aceleye gelmis gibi geldi bana.
” ‘her insan yeryüzündeki aynasını arar.’ demişti kimi alimler, ‘onunla bir olmak,onda kendini bulmak için.’ ama nasıl cennette tuba ağacı kökleri yukarıda dalları toprağın altında ters dönmüş ise kimi aynalar da alaşağı eder yansımaları.” Bu alintidan neredeyse her kitabinda farkli sekillerde bahseder yazar. Son kitabinda da Mevlana’nin yeryuzundeki aynasi olarak Sems’i anlatmistir. Araf – The Saint Of Incipient Insanitie: Iste benim favorim. Elif Safak’tan tek bir kitap okumak istiyorum hangisi olsun derseniz, bunu okuyun derim. Yazarin yazdigi ilk ingilizce roman bu, cevirisini kendisi yapmamis. Bunun nedenini de metni tam anlamiyla degistermekten sakindigi icin yaptigini belirtiyor. Ingilizce yazildigi icin sanirim, yazarin diger kitaplarindaki “Evet ben zaman gazetesinin guzide bir yazariyim” tadi bu kitapta hic yok ki beni Elif Safak’ta ennn cok rahatsiz eden sey odur. Kitap Amerika’da yasayan, farkli uyruklardan bir grup insanin aidiyet, kimlik karmasasi uzerine yazilmis. Kitabin iki ana karakteri Zarpandit ve Omer bence Safak’in simdiye dek yazdigi en tutarli ve hatirlanasi karakterler. Gerci her kitap; okuyanin onu icsellestirdigi kadar ozeldir. Benim bu kitabi okudugum zaman dilimi, kendi hayatimdaki araf donemim sayilabilir. Sonrasi da malum Welcome to Netherlands oldu. Yabancilik hali uzerine yazilmis bu kitabin benim icin yeri cok baska. Kitapta muzik ve yemek cok cok buyuk bir yer kapliyor, tipki benim hayatimda oldugu gibi. Karakterlerin hemen hepsinin yemekle duygusal bir iliskisi var. Ve tabi ki cikolatalar, kapaktaki, kitaptaki, benim hayatimdaki…! Kitabin sonu okurken cogu zaman tahmin edilse de; okudugumda epey bi kalakaldim. Gercekten unutamayacagim bir yer-zaman-sekil ve olay iliskisi olmus.
“Kim gerçek yabancı-bir ülkede yaşayıp başka bir yere ait olduğunu bilen mi,yoksa kendi ülkesinde yabancı hayatı sürüp, ait olacak başka bir yeri de olmayan mı?”
Oyle ki ben bu cumlenin ustune saatlerce konusabilirim! Baba ve Pic-The Bastard Of Istanbul:Bu kitap malum Elif Safak’in en sansasyonel kitabi. Hatta buyuk cogunluk yazrai bu kitapla tanidi bile diyebiliriz. Kitabin bu kadar ses getirmesinin nedeni Turkiye’de cok hassas bir konu olan Ermeni meselesine ucundan dokunmus olmasi. Okuyanlar bilir kitapta o kadar buyutulecek bir ”Evet soykirim oldu ya da olmadi” tarzi kesin bir cumle bile yok. Yazar bu olayi hem Turkler hem Ermeniler tarafindan iki genc kiz uzerinden ele alarak iki tarafin da yasadiklarini, acilarini anlatmis. Bence oldukca iyi niyetli bir tavri var bu kitapta yazarin. Ben radikal bir kitap olarak bulmadim bu kitabi. Onun disinda bu bol kadinli, oldukca alaturka dokundurmalari olan bu kitabi buyuk ihtimal seversiniz. Evet ilk kitaplarindaki dil ve kurgu bunda yok, sanki baska bir yazarin elinden cikmis gibi ama ben bu durumdan rahatsiz degilim. Degisiklik iyidir.
… gayri ihtiyari çıkmıştı bu kelimeler ağzından. dünyanın iki ayrı ucuna dağılmamışlar, bağlarını kopartmamışlar gibi; şecereleri kesintiler ve kopuşlar silsilesine dönüşmemiş, eksilen parçaların telâfisi her zaman mümkünmüş gibi; kaldıkları yerden devam edebilir, geçmişsiz hafızasız bir ebedî şimdi’de barınabilirlermiş gibi… içinde yaşadıkları zaman bir masal zamanıydı sanki, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallarken.. öylesine müsait silip silip yeniden şekillendirmeye, her an geri döndürülebilir bir çember… bir varmış bir yokmuş, belki de yaşananlar hiç yaşanmamış…

Siyah Sut:Bu kitap yazarin ilk otobiyografik kitabi. Ilk bebegini beklerken yasadigi gelgitleri, bebegi dogduktan sonraki lohusa depresyonunu ve icindeki farkli karakterdeki kadinlarini anlatmis. Kitap bana gore oldukca yetersiz. Yazar ne depresyonunu tam olarak anlatabilmis ne de kadinlarini. Her sey yarim yamalak kalmis. Bebek ve depresyon uzerine yaziyorsa insan neden bebegi gorunce ilk hissettiklerini yazmaz? Ya da insan ayni anda nasil 1500 senelik bir mutasavvif, muhafazakar kadin tasirken bir taraftan devrimci, ilerici, entellektuel ve aydin bir taraf tasir. Ben zitliklara cok deger veririm, insani besledigine inanirim. Mesela yazrain bahsettigi anac, seksi, pisirik, planci, otokontrolcu vs kadinlar pekala beraber yasayarak digerlerini besleyebilir ama bahsettigim ilk ikisi ayni bedendeyse bu bir kafa karisikligi gostergesidir. Ne yanda oldugunu bilememektir, bu da yazarda her daim bulunan dilinden cikanla, kaleminden cikanin baska oldugu gerceginin nedeni olabilir.


Ask:Hangi ucundan tutsam da elestirmsem bilemiyorum, hic sevmedim. Bir kere elinde Mevlana-Sems iliskisi gibi bir konu var. Insan bunu ingilizce yazar mi? Boyle bir kitap ceviri olursa ben herhangi bir duygu hissetmem tabi, ask hak getire! Ben universite yillarimda Sems’le ve Mevlana ile ilgili cesitli oyku, makale ve kitaplar okumustum. Elif Safak’in yazdiklariyla onceden okuduklarimi kiyasladigimda bu kitapta yazilanlar o kadar yavan geliyor ki anlatamam. Belki Sems’i ilk olarak bu kitapla taniyanlar etkilenebilir ama benim icin hayal kirikligindam baska bir sey degildi. Elif Safak’in gerici, muhafazakar kimliginin her zaman farkindaydim ama homofobik oldugunu bilmiyordum acikcasi. Bircok elestirmenden de okudugum gibi kitap nerdeyse Mevlana ve Sems arasinda escinsel iliski yoktu diye ispatlamak icin yazilmis. Yazar bunu cumle aralarina sokusturup durmus ki “Ne olursan ol yine gel” diyen Mevlana’yi kitabini bile yazsa yeterince tanimamis olduguna inandim ben. Kitapta bir de cok sinirimi bozan bir sey var ki ben nerdeyse o an birakiyordum okumayi. Kitapta yazar Nisa suresinde kadina pekala dayak atilabilecegiyle ilgili olan bolumu o kadar icler acisi bir bicimde mesrulastirmaya calismis ki tam anlamiyla gulunc olmus. Zaten bu kadar yeri belli oldugu halde orasi degilmis gibi davranan bir yazar daha olamaz. Burda uzun uzun yazmama gerek yok, zaten kimin gelini oldugu ve bu kadar reklami nasil yaptigi biliniyor. Amaaan neyse iste, cok konusasim yok bu konuda. Kimileri bu kitapla tasavvufa buyuk ilgi duymus ama benim baktigim yer bambaska diyebilirim ozetle. Bir de erkekler begenmedi diye bu kitabin pembe kapagi griye cevrilmis son baskida. Alkisliyorum Dogan Yayin ve Elif Safak’i. Bestseller olunca bitiyor ya her sey. Bir de kitapta cok aptalca, rahatsiz edici yanlislar var. Oykunun gectigi zamanda henuz Karagoz-Hacivat yasamamisken kitapta bununla ilgili bir ornek var. Bir de Anadolu’ya yuzyillar sonra gelecek olan domatesi kullaniyor yazar. Bilemiyorum, uc tane daha fazla satmayi dusunecegine biraz daha dikkatli yazip arastirmasini dilerdim yazarin. Kitapta Mevlana ve Sems hikayesine paralel olarak Aziz ve Ella’nin hikayesi de anlatiliyor. Bu nispeten gercekci ama yine de kitaba adini verecek kadar yogun bir ask hissedemedim ben. Gerci benim orda anladigim iki insanin ask iliskisi degildi, bir kadinin asksizliktan aldigi yaralar ve icinde yasadigi hayattan kacisi icin gerekli olan baslangic atesiydi. Bu anlamda egreti bulmadim.

Uzattim yeterince diyerek toparliyorum. Elif Safak benim icin edebiyat hayatina cok yuksekte baslamis buyuleyici bir yazardi ama gitgide dususe gecti. Son uc kitabi bir Pinhan etmez. Bence kendisini de “Ask” degistirdi.
Bir kitabi daha ciksa alir okur muyum, evet! Yine elestirir miyim, muhtemelen. Ben turkce yazilmis, hele de bir kadin yazar tarafindan yazilmis kitaplari cok degerli buluyorum ve elimden geldigince okumaya calisiyorum. Elif Safak muadili yazarlar arasinda Ayse Kulin’den Buket Uzuner’den cok ilerde ama Adalet Agaoglu, Sevgi Soysal, Tezer Ozlu gibi yazarlardan kilometrelerce geride bir yazar.

Written by tuguna

Temmuz 6, 2009 9:05 pm

kitap kategorisinde yayınlandı

20 Yanıt

Subscribe to comments with RSS.

  1. >Tugunacım çok güzel yazmışsın, eline diline sağlık, zevkle okudum yorumlarını. Araf hakkında aynı düşünüyormuşuz🙂 Aşk'ı ben okumadım ama kapağın rengiyle ilgili yaptığın yorumlara çok güldüm😛 İyi ki kitabı almadan yorumunu okumuşum, alacağımı sanmıyorum artık.

    Marjo on makeup frenzy

    Temmuz 6, 2009 at 10:15 pm

  2. >tuguna, lezzetli bir yazı olmuş :)siyah süt'ü hiç sevmemiştim, filoloji mezunu olarak orada edebiyat dünyasına yaptığı, sırf gösteriş olsun diye, göndermeleri çok yetersiz ve hava atma tandansında bulmuştum.yani her bölümün başında, bilmemkaçıncı yüzyılda bir ingiliz romancısı demiş ki… bla bla diye yaptığı göndermeler çok üstünkörü durmuş.bence tabi🙂

    Irazca

    Temmuz 7, 2009 at 5:26 am

  3. >Ne güzel yazmışının canım.Kalemine sağlık:))İlk Elif Şafak kitabım Aşk oldu benim,Pinhan'a da başladım ana şu kendimi okumaya tam veremedim,yarım bıraktım.Bu arada Zarpandit ismini okuyunca bir hımm.. yaptım ;))

    ebvata

    Temmuz 7, 2009 at 7:38 am

  4. >benim ilk üçüm pinhan mahremarafkeşke baba ve piçi, şehrin aynalarını ve siyah sütü hiç yazmasaydı diyorum. aşkı okumaya korkuyorum son bi umudum kaldı oda heder olmasın isterim. son promosyon atağıysa elif şafak ın bile popçu hatta arabeskçilerden bi fakı kalmadığının göstergesi. biz okurlar neden yazarlar tarafından ha bire hayal kırıklığına uğratılıytoruz bilemiyorum.

    f

    Temmuz 7, 2009 at 10:58 am

  5. >Oncelikle hepinize boyle uzun bir postu okuyup yorumladiginiz icin cok tesekkurler:)Marjocum keyifle okumana sevindim. Ask'i bosver ya hicbir sey kacirmiyorsun, okunacak tonla ck daha guzel kitap varken zaman kaybi bence.Irazcim begenmene sevindim. filoloji mi okudun ne kadar guzel:) Ayni seyden ben de cok rahatsiz oldum, sanki bi Elif Safak biliyor o yazarlari. Hayir bi de okuduklarindan hicbir cikarim yaptigini da hissedemiyorum ben. Oylesine okunmus iste bi kitap basina yazilmak icin.Ebvatacim begendigine sevindim. Pinhan gercekten agir bir kitap, pek yaz kitabi degil. Kendini verememen normal ama bence sonbaharda, mumkunse yagmur yagan bir aksamustu kendisine bi sans daha vermeni tavsiye ederim:) Ahh evet bu Zarpandit o Zarpandit:)F sanirim benim ilk ucum de seninkiyle ayni. Baba ve Pic bi parca ama Sehrin Aynalari, Siyah Sut en cok da Ask cok vasat bence.

    tuguna

    Temmuz 7, 2009 at 9:32 pm

  6. >yorumların gerçekten iyi en azından bir yazarla aynı siyasi fikirlerin olmasada bir kadın yazarı eleştirmen okuman bence takdire değer.ne yazıkki elif şafağın eserlerini hiç okumamıştım daha önce en son aşk kitabını kitap alışverişime katıp popüler kültürün gözüme gözüme soktuğu kitabı edindim.yorumlarınla biraz hayal kırıklığı yaşasamda okuyup fikirlerimi paylaşmak içinde sabırsızlandım bir yandan.birde en son bitirdiğim kitap bin muhteşem güneşi önermedende geçemeyeceğim buda küçük not olsun:)blogunu yeni keşfettim ve bu tür yorumların daha çok olmasını dilerim..

    rusi

    Temmuz 10, 2009 at 9:27 am

  7. >Rusi oncelikle hosgeldin:) Yaziyi begenmene sevindim, belki sen kitabi begenirsin cunku begeneni epey cok. Bunlar tamamen benim fikirlerim. Okuduktan sonra fikirlerini de paylasmani dilerim, merak ettim. Oneri icin tesekkurler, aklima yazdim. Ben de bu tur yazilari artirmayi istiyorum ama biraz oyalayici acikcasi ama zaman zaman yazacagim:)

    tuguna

    Temmuz 10, 2009 at 9:48 am

  8. >çOK GÜZEL YAZMIŞSIN :)ARAF,PİNHAN VE BİT PALAS haricindeki kitapları okudum ..Şimdi yazına istinaden Araf'ı alıcam :)MAHREM ilk okuduğum Elif Şafak kitabı olarak çok beğenmiştim .BABA VE PİÇ benim favorimdir.Siyah Süt'ü çok bayılarak okuduğum söylenemez ,tam da doğum sonrası okumama rağmen …AŞK'a gelince, söylediğin reklam olaylarını ben de kesinlikle beğenmiyorum ,ama kitap bence güzel:)

    kocasını seven kadın

    Temmuz 15, 2009 at 11:19 am

  9. >KSK yaziyi begenmene ve usenmeden okumana sevindim:) Baba ve Pic fena degildi ama malesef ben Ask'i hicbi sekilde sevmedim. Neyse ki sen keyif alarak okumussun, ben biraz bosa zaman harcamis gibi hissetmistim kendimi. Araf'i da oku bakalim, umarim begenirsin. Ben cok begenmistim, senin de fikirlerini merak ettim.

    tuguna

    Temmuz 15, 2009 at 1:13 pm

  10. >Araf'ı aldım ,okuyunca fikirlerimi paylaşıcam🙂

    kocasını seven kadın

    Temmuz 21, 2009 at 9:17 pm

  11. >Peki bu tasavvufi konularda özellikle Şems ve Mevlana hakkında okumam için hangi kitapları önerirsiniz?İsim alabilir miyim?

    Anonymous

    Temmuz 24, 2009 at 8:23 am

  12. >Sems'in kendi eseri "Me and Rumi" bence en iyisi. Ondan once Sems'in hayatini anlatan herhangi bir kitapta olur. Pekcok yazarda boyle bi kitap bulabilirsiniz. Su an aklima Melehat Urkmez'inki geldi.

    tuguna

    Temmuz 24, 2009 at 8:57 am

  13. >Birsey cok elestiri alinca da merak ederiz, cok ovgu alinca da…ASK oyle oldu sanirim, iki acidan da kendini besledi…Bende bir merak aldim bakalim ama eminim yorumlarina katilacagim ;)Tek tek aciklaman hos olmus, fikirlerin cok isabetli…Zevkle okudum, tesekkurler🙂

    FerahFeza

    Temmuz 25, 2009 at 4:15 pm

  14. >Bakalim sen neler dusuneceksin:)Begenmene sevindim, ben tesekkur ederim.

    tuguna

    Temmuz 25, 2009 at 6:47 pm

  15. >Merhaba, ben büyük bir elif şafak hayranıyım. Bugünlerde henüz okumadığım tek kitabı olan Araf'ı aldım tatilde okumak için. Yazınızı komple okudum ve en iyi kitabı Araf diye belirttiğinizden ben de yazma gereği duydum :)Mahrem; benim için çok farklı bir kitap, özellikle sonunun iyi mi kötü bittiğini okuyuca bıtaktığını görmek hoşuma gitti ve kadıncağızın sonu bence güzel oldu. başkalarına göre de kötü bitmiş olabilir, bilmiyorum. Bence o artık mutlu :)Bit Palas; özellikle bir kısmında İstanbul'u tarif ediyordu yazar hatırlarsınız sanıyorum. O kısmı beni çok etkilemişti. Ayrıca bence son kısmı aceleye gelmemiş, yazarın hoş bir sürprizi gibi geldi bana (belki de Elif Şafak'a karşı kötü düşünemiyorum beğenimden dolayı :))Baba ve Piç; kitaptaki ana karakterlerden ABD'de yaşayanın İstanbul'a gelmesiyle ve burdaki ana karakter ile olan İstanbul turlarıyla ilgili kısımları çok beğenerek okuduğumu söylemeyliyim. Ayrıca kitabın baş tarafındaki genel olarak sert bir yakınma ve anlatım tarzı da şaşırttı be etkiledi beni. Sonuna doğru olan şeyleri de tahmin etmiyordum, güzel oldu benim için.Pinhan; bence tüm romanları içinde en ağır ve dikkatlice okunması gereken kitap bu. Satırları yaşayarak hatta anlaşılamayan şeyleri araştırarak gitmek faydalı olur sanıyorum. Pinhan'ı okurken tasvirler bana o kadar kuvvetli geldi ki adeta insan yaşıyor o mekanları kitabı okurken.Aşk; en son bu kitabı okudum. Hatta o kadar heyecanla bekliyordum ki çıktığı ilk gün koşup aldım🙂 Bu kitapta bana göre (modern hayat kısmında) insanların bu ot gibi yaşam biçimindeki mutsuzluklardan yola çıkılmış gibi. Her şeyi olan ama "aşkı" olmayan insan çok var çünkü. Ayrıca Mevlana ve Şems ile iligli bölümlerdeki diyaloglar ile Şems'i seven kişinin sonunun anlatıldığı kısımlar bence en etkileyici kısımlardı. Kitabı oldukça beğendiğimi söylemeliyim :)Siyah Süt ve Şehrin Aynaları kitapları ise bana göre sıradan eserlerdi. Hani olmasa da olur diyebiliriz evet.Çalışmanızı çok beğendim, tebrik ederim🙂

    fck

    Temmuz 31, 2009 at 7:04 pm

  16. >Begenmenize sevindim:) Ben de sizin yorumlarınızı cok severek okudum.

    tuguna

    Ağustos 3, 2009 at 8:41 pm

  17. >Mükemmel bi yazar eleştirisi okudum ben şuan. Elif Şafak'ın tüm kitaplarını okumak isteyen biri için bulunmaz bi nimet şuan okuduğum🙂 Baba ve Piç, Mahrem, Pinhan ve Araf diye sıraya koydum şimdilik. Aşk'tan özellikle kaçıyorum zira okuduktan sonra Elif Şafak'tan soğuyacağımdan korkuyorum.

    IshN

    Ağustos 24, 2009 at 6:30 pm

  18. >Ishn tesekkürşer. Begenmene ve işine yarayacak olmasına cok sevindim.

    tuguna

    Ağustos 26, 2009 at 7:52 pm

  19. >Harika yorumlamışssınız gerçekten. Elif Şafak gerçekten son dönemlerin en iyi bayan yazarı…Kitapkolik.Net

    MahmutAdin

    Eylül 10, 2010 at 8:35 am

  20. >Begenmenize sevindim, cok tesekkurler:)

    tuguna

    Eylül 19, 2010 at 9:50 am


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: